Her istediğini her insanla konuşamazsın.Ama her istediğini yazabilirsin.Bu rahatlığın tadını çıkartıcam.
Hayattaki alışkanlıklarım.En zayıf noktam. Yani alıştığım düzeni , alıştığım insanları yitirme korkusu aslında zayıflığım.Ödüm kopuyo bozulacak düzenden. Hayatıma bi insan giriyo. Ne ara girdi.? Sorsanız bilmem.Ama bende ki nasıl bi hızsa girdiği gibi alışırım.Alıştım mı bırakmam. 'Bırakamam.! İmkansız.! ' derim. Ama ben bırakmasam bile bırakılırım. İşte o noktada alışkanlığın lanet cezasını çekerim. Canım yanar. Sürekli hayatımda bi yerlerde ararım onu. Aklımdan çıkması aylar , kalbimden çıkması yıllar alır belki de. Tabi bu evrede canım ciddi anlamda yanar. Yanarken kendi kendime dersler çıkartır , sözler veririm. Bi daha ki alışkanlıkta ne sözü kalır, ne dersi. Aynı şey tekrarlanadursun benim insanlara bakış açım değişir.
Korku.Korkuyla karışık güvensizlik. İnsana en büyük dersleri bu iki karışım verir.İnsanlar hayatıma girer, ben onlara alışırım. Hoooop o insan gitmiş.Canı yanmış bir ben kalmış.Sonraki insanlara nasıl güvenirim ben? Nerden bilirim canım yanmayacak? Tamam karşımdaki insan kendine güveniyo.Ama bende güveniyorum , biliyorum.Alışıcam. Sen beni belki üzmeyeceksin. Ama ben sana alışıcam. Sen günün birinde gidersen ben gene üzülücem. Bu senden kaynaklanan bi'şey değil. E biliyorum. Sorun bende. Sorun alışkanlıklarımda.Sorun alışmadaki hızımda. Ama bu bi huy. Can çıkmayınca huy çıkmazmış. E ben huyumu değiştiremiyomuyum? O zaman farklı çözümler üretmek zamanı gelir.
Her daim tetikte olma durumu.İşte alışkanlıklarından canı yanan bir benin ürettiği zorlu bi çözüm yöntemi.Her zaman dikkat etmek , insanlara alışmamak, onların da bir gün gideceğini aklında tutmak. Öyle zor bi yöntem ki .. Ama canımın yanmasından çok tercih ederim.Bu durum insanların bende alışkanlık yapmasına engel olduğu gibi bir de yanında korkularımı gizler. Her zaman tetikte olan o imaj insanların gözünde tek ve korkunç bi imaj bırakır. İnsanlar senin içini göremez. O cin(!) imajın arkasına gizlenir korkuların. Sadece korkularını mı gizler?? Hayır. Senin geçmiş alışkanlıklarından kalan canı yanmışlığını da göremezler.
Hadiii. Şimdi Bu benliğe bir dışardan bakalım. Her zaman tetikte.Her zaman ne yapaağını bilen. Hiçbir şeyden korkusu olmayan. İnsanları kendisi için çatır çatır harcayan. Umursamaz.Bencil.Dışarıya kapalı.Korkutucuu. 'Aman aman düşman başına' bi insan. İşte bu ruhun , içerideki benliğin çok janjanlı bir kabuğudur.
Şimdi ise içerdeki insanı irdeleyelim. Kimsenin görmediği. Aslında kimseye göstermediğiniz daha doğru.İçerdeki dışardakinden korkak. İçerdeki ürkmüş. İnsanlara güvenemeyen. Zamanında aldığı yaralarıyla kendini oyalayan.Sürekli tetikte olmaktan bunalmış. Ama bunun böyle sürmesi gerektiğini bilen. Hep umursamaz görünmekten yorulan. Güçsüz gözükmekten korkan ve aslında çok güçsüz.Kırılmış. Canı yanmış..
Bunu hiçbir insan göremeyecek. Hiç bi tanıdığım bu yazdıklarımı okuyamayacak. Belki de en yakının bile seni anlamadı , anlamayacak. Ama bu yazı bilgilendirme yazısı değil zaten. Bu yazı bi iç döküş. Bu yazının okunasına ihtiyaç yok. Bu yazı kendisiyle o kadar meşgul ki size vakit bile ayıramaz.
En çok koyan ne biliyo musunz? Nerden bileceksiniz. Siz beni tanıyo musunuz ? Tanıdığınızı mı düşünüyosunuz? Hepiniz o kadar güzel yanılıyosunuz ki. Kıyamıyorum size. Bırakın yanıldığınız gibi kalsın. Bırakın en doğrusu hep sizin düşündüğünüz olsun. İlk soruma gelince. En çok koyanı doya doya ağlayamamak.Ben kendimi inandırmışım. Ağlamak acizliktir. Ağlamak bi tek yalnızlığa yakışır.
Hayatta daha neler öğreneceğiz? Ne sonuçlara varacağız.? Kim bilir??
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder